• Samet Güzel

Dahilde İşleme Rejimi-I

Yazar: Musa ÜNAL* Yaklaşım / Eylül 2021 / Sayı: 345 I- GİRİŞ Türkiye ekonomisinin ihracat sektörüne yönelik (ihracatın yaklaşık %40-45’i) en önemli teşvik/destek uygulamalarından olan dâhilde işleme rejimi; gümrük vergileri tahsil edilmeden teminata bağlanarak ithal edilen eşyanın, işleme faaliyetine tabi tutularak elde edilen mamullerin ihraç edilmesi ve teminatın iadesiyle sonuçlanan bir süreçten oluşur. Rejimin amacı 2005/8391 sayılı Dâhilde İşleme Rejimi Kararı’nda; “Dünya piyasa fiyatlarında hammadde temin etmek suretiyle ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslar arası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmek” olarak belirlenmiştir. Üretim maliyetlerini düşürerek ihracatı artırmayı teşvik eden bu rejimde, ithal edilen hammaddenin gümrük vergileri tahsil edilmeden Türkiye’de bir üretim faaliyetinde kullanılmasına izin verilir. Bu faaliyet sonucunda elde edilen işlem görmüş ürünlerin (mamul) ihracı zorunludur. İşlem görmüş ürünlerin ihraç zorunluluğu ihracatı artırma hedefinin gereği olmakla birlikte, asıl olan gümrük vergileri ödenmeden yurda giren eşyanın yurt dışı edilmesi sağlanarak rejimi kullanmayan üreticilerin haksız rekabetten korunmasıdır. Dâhilde işleme rejiminin özel hükümlerle düzenlenmesi, sıkı denetim altında bulundurulması ve daha detaycı bir takibe konu edilmesinin temel nedeni; vergileri tahsil edilmeden Türkiye Gümrük Bölgesine giren ithal eşyasının kontrol ve takip edilmesi gerekliliği ile ithal eşyasının işlem görmüş ürünlerin bünyesinde yurtdışı edilmesi zaruretidir. 2009 yılından bu yana Ticaret Bakanlığı’nca sonradan kontrol programı kapsamında dış ticaret firmalarında incelemeler yapılmaktadır. Gümrük işlemlerinin mevzuata uygunluğunun muhasebe kayıtlarıyla birlikte incelenmesini ihtiva eden bu denetim faaliyeti, Ticaret Müfettişlerince ilgili kişilere ait yerlerde yapılır. Tarife, menşe, kıymet ana konuları çerçevesinde gerçekleşen bu denetimin en önemli ayaklarından biri de dâhilde işleme rejimi kapsamında yapılmış işlemlerin incelenmesidir. II- UYGULAMA ŞEKİLLERİ-TANIMLAR Dâhilde işleme rejimi (DİR) esas olarak ithal eşyasının üretim faaliyetine tabi tutularak bir başka eşyaya (mamule) dönüşmesini konu edinir. Şartlı muafiyet ve geri ödeme sistemi adı altında iki uygulama şekli bulunan bu rejimde çoğunlukla şartlı muafiyet sistemi kullanılır. Basitçe DİR kapsamında gümrük vergileri ödenerek ithal edilen eşyadan elde edilen mamulün ihraç edilmesinden sonra ödenmiş olan vergilerin geri alınmasına geri ödeme sistemi, teminat karşılığı gümrük vergileri ödenmeden getirilen ithal eşyasının işlenmesi sonucu elde edilen mamulün ihracından sonra teminatın iade edilmesine de şartlı muafiyet sistemi denir. Adında muafiyet kelimesi olsa da aslında gümrük vergilerinden muaf olarak serbest dolaşıma giren bir eşya söz konusu değildir. Vergi tebliğ edilmiş ve teminata bağlanarak tahsili ötelenmiştir. Elde edilen mamul ihraç edilince teminat iade edilir. İhracat gerçekleşmezse yani ithal eşyası bir şeklide yurtta kalırsa ertelenmiş vergiler cezası ile birlikte tahsil edilir. DİR mevzuatı 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun (108-122 md) verdiği yetkiye istinaden öncelikle 2005/8391 sayılı BKK ile düzenlenmiş, uygulaması ise Ticaret Bakanlığı’nca (ana düzenleme 2006/12 sayılı DİR Tebliği) yürütülmektedir. Mevzuatta çok sayıda tanım bulunsa da temelini ithal eşyası, fire, işlem görmüş ürün, asıl işlem görmüş ürün ve ikincil işlem görmüş ürün tanımları oluşturur. Konuya yabancı olanlara da bir fikir vermesi amacıyla bu terimleri aşağıya alıyoruz: İthal Eşyası: İşlem görmüş ürünün elde edilmesinde kullanılan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul ile işlem görmüş ürünün bünyesinde yer almamakla birlikte çalışmasını sağlayan madde (yakıt ve yağ dâhil) ya da hizmetin devamını sağlayan madde (yedek parça, vb.), ambalaj ve işletme malzemesi. Fire: İşleme faaliyetleri sırasında özellikle kuruma, buharlaşma, sızma veya gaz kaçağı şeklinde yitirilen ve imha olan kısım ile ekonomik değeri olmayan atıklar. İşlem Görmüş Ürün: İşleme faaliyetleri sonucunda elde edilen asıl veya ikincil işlem görmüş ürün. Asıl İşlem Görmüş Ürün: Dâhilde işleme rejimi kapsamında elde edilmesi amaçlanan ürün. İkincil İşlem Görmüş Ürün: İşleme faaliyetleri sonucunda elde edilen asıl işlem görmüş ürün dışındaki ürün. III- FİRE, ASIL İŞLEM GÖRMÜŞ ÜRÜN, İKİNCİL İŞLEM GÖRMÜŞ ÜRÜN Rejim kapsamında getirilen (ithal eşyası-kumaş) eşyanın bir işleme faaliyetine tabi tutularak elde edilen mamulün (asıl işlem görmüş ürün-gömlek) ihraç edilmesi temel esastır. Bu işleme faaliyeti sırasında ortaya çıkan ancak asıl işlem görmüş ürüne dönüşemeyen ekonomik değeri haiz her ne varsa (kırpıntı kumaş, ikinci kalite gömlek) ikincil işlem görmüş üründür. İşleme faaliyeti sırasında uçan, buharlaşan, yitirilen ya da ekonomik değeri bulunmayan atıklar fire tanımına altında toplanacaktır. Fire ihraç edilecek eşya miktarını azalttığından gerçekte bulunup bulunmadığı tespit etmek önemlidir. Dâhilde işleme rejimi uygulaması, gümrük idaresinin görece basit işlemler için verdiği dâhilde işleme izni, daha ileri işleme faaliyetleri için Bakanlıkça (İhracat Genel Müdürlüğü) verilen dâhilde işleme izin belgesi şeklinde hayata geçer. Dâhilde işleme denetiminde en önemli husus ithal eşyasının ne kadarının yurt dışı edildiği, bir şekilde/halde yurt içinde kalan kısmının ise gümrük idaresine beyan edilip edilmediğidir. Üretim maliyetlerine çok önemli katkı sağlayan bu rejim gümrük vergi ve mali yükümlülükleri arttıkça marjinal faydası da artan bir özelliğe sahiptir. Üretim işlemlerinin sonradan belge üzerinden incelenmesinin içerdiği zorluklar bir yana, ithal ve ihraç eşyasının birden fazla çeşitliliğe sahip olduğu bir işleme faaliyetinde gümrük yükümlülüğü doğuran bir husus olup olmadığını tespit etmek de bir o kadar emek/yetenek ister. İhracatçımıza destek olmak üzere getirilmiş bu rejimi doğrudan kaçakçılık faaliyetine konu edenleri söz meclisimizin dışında tutarak ifade edebiliriz ki; bu rejimden gerçek anlamda ihracatını artırmak/geliştirmek amacıyla yararlanmak isteyen kurumsal firmalarında işi kolay değildir. Son derece düzenli ve realiteyi kavrayan bir üretim süreci takibi/kaydının yanısıra, ithal eşyası, asıl işlem görmüş ürün, ikincil işlem görmüş ürün ve ihraç eşyasının miktar takibi de bir o kadar önem arz eder. Gümrük idaresine beyan edilmeden ithal eşyasının; orijinal haliyle, yarı mamul-mamul yada ekonomik değeri haiz bir eşya olarak yurt içinde kullanılması/satışı ağır müeyyide gerektiren sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle DİR rejimi uygulamalarının her üretim sürecine göre hatta aynı üretimi yapan farklı firmalara göre çeşitlilik arz edebileceğini dikkate alarak başından sonuna kadar titiz bir takiple gerçekleştirilmesi gerekir. IV- CEZAİ MÜEYYİDE 4458 sayılı Gümrük Kanunu 238-1/a maddesi gereğince; “Dahilde işleme rejimi, gümrük kontrolü altında işleme rejimi ile geçici ithalat rejimine ilişkin hükümlerin ihlali hâlinde, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı” İdari para cezasıyla karşılaşmak söz konusudur. Gümrüklenmiş değer deyimi, ithal eşyası için eşyanın CIF (satış bedeli+sigorta+navlun) kıymeti ile gümrük vergileri toplamını ifade eder. Yani DİR kapsamında getirilen sigorta ve navlun dâhil 100 TL kıymetinde bir eşya için müeyyide söz konusu olduğunda; % 10’dan 10 TL gümrük vergisi, % 18’den 19.80 TL’de KDV varsa toplam 259,60 TL ceza ödenmesi söz konusudur. Bu eşyanın vergisi sıfır olsa bile 200 TL ceza ödenecektir. Gümrük vergilerinden muaf bir eşyaya bile değerinin iki katı bir ceza ödenmesi olasılığı rejimi kullanan firmaların çok dikkatli bir hesaplama yapmalarını zorunlu kılmaktadır. İşleme faaliyeti sonunda elde edilen asıl işlem görmüş ürünlerin miktar tespitini bir kenara bırakarak (ki en önemli husus budur) uygulamada fire ve ikincil işlem görmüş ürün konusunda yaşanan ve hemen hemen her sektörü ilgilendiren bazı detay konulara dikkat çekelim: Yaklaşık 12 yıldır DİR ile ilgili olarak çok sayıda sektörde inceleme yapmış biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; sektörün jargonu ile mevzuatın dili arasında farklı/yanlış anlamalar bulunmaktadır. Tabi burada kasıtlı olanları yine 5607 sayılı Kaçakçılık Kanuna havale ederek devam edelim. Örnek: Öncelikle fire konusuna değinelim; Daha kolay anlatabilmek için demir çelik sektöründen bir örnek verelim (tabi örnek demir çelikten ama bu durumun rejimi kullanan bütün sektörlerde aşağı yukarı aynı olduğunu da belirtelim). 2005/1 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi Müracaatlarının Ön İncelenmesi Hakkında Genelge de kütük demirden çubuk demir üretiminde azami % 5 fire öngörülmüştür. Bu veriye göre DİR’ni kullanacak bir firma rejim kapsamında getirdiği her 100 kg kütük demirden % 5 fire düşerek ihracat taahhüdünü 95 kg olarak hesaplayacaktır. İşleme faaliyeti sonunda 95 kg çubuk demiri ihraç eden firma belgenin kapatılması için müracaat ettiğinde herhangi bir sorunla karşılaşmadan süreci sonlandıracaktır. Kütük Demir (İthal Eşyası)

ÇUBUK DEMİR (Asıl İşlem Görmüş Ürün)

Parça Demir



Hurda Demir

Tufal

Resimler temsili olup, parça demir istenen standartta (boyda) olmayan üretimin doğal sonucunda ortaya çıkan mamuldür. Belge üzerinde gayet uyumlu görünen bu süreç yakından incelendiğinde durumun hiçte böyle olmadığı görülecektir. Genelgede kütükten çubuk demir üretimindeki fire oranı (% 5) azami miktarları ifade etmesine rağmen sektörde bir yanlış anlama/uygulama mevcuttur ki; bu azami oran doğal bir hak olarak görülmekte, ithal eşyasının % 5’i doğrudan düşülerek ihracat taahhüdü (% 95) oluşturulmaktadır. Kütük demirden çubuk demir üretimi süreci sonunda asıl işlem görmüş ürünün (çubuk demirin) yanı sıra; parça demir, hurda demir ve tufal gibi yan ürünlerde (bu tanımların kullanımı tarafımızca tercih edilmiştir, farklı adlandırmaların olabileceğini de hatırlatalım) elde edilmektedir. Bir üretim faaliyetinde maksimum oranda asıl işlem görmüş ürün elde etmek temel amaçtır. Hatta firenin sıfır olması amaçlanır. Ancak istenmediği halde üretimin doğasından kaynaklanan nedenlerle fire ya da ikincil işlem görmüş ürünler de ortaya çıkabilmektedir. Fire ve ikincil işlem görmüş ürünler ne kadar fazla ise asıl işlem görmüş ürün o kadar azalacağından (verimlilik düşeceğinden) kimse bu oranların yüksek olmasını istemez. Bir başka ifadeyle aslında sektörün para etsin etmesin asıl işlem görmüş ürün (çubuk demir) dışında ortaya çıkan her şeye (hurda demir, parça demir, tufal) fire demesi kendi jargonu içinde anlaşılabilir bir durumdur. Çubuk demire dönüşemeyen her şey işleme faaliyetinin bir kaybı sayılır. Ancak ihracat sektörünün kendi içinde anlaşılabilir bu anlayışı/uygulaması DİR mevzuatı açısından kabul edilebilir değildir. Yukarıda tanımını verdiğimiz fire anlamında bir kaybın yaşanmadığı (üretim türüne göre muhtemel fire durumun oluşabileceğini bir kenarda tutarak) bu üretim sürecinde % 5 oranının içinde ekonomik değeri haiz olan parça demir, hurda demir ve tufal bulunmaktadır. Yeniden üretimde hurda/hammadde olarak kullanılabilen bu ürünler doğrudan yurtiçi satışa da konu edilmektedir. İşte bu durumda DİR ihlali gerçekleşmekte ve gümrük yükümlülüğü doğmaktadır. Tekstil üretimindeki iplik ve kumaş döküntü ve kırpıntıları, defolu mamul, halı üretimindeki saçak ve ikinci kalite halı gibi (her sektöre has örnekleme yapılabilir) ekonomik değeri haiz olan hiçbir unsuru fire olarak kabul etmek mümkün değildir. V- SONUÇ DİR’ni kullanan bütün sektörler; mevzuatta ya da kapasite raporunda yer alsın almasın yukarıda tanımlanan fire kapsamında bulunmayan, asıl ürüne de dönüşememiş ancak ekonomik değeri haiz olan her türlü eşyayı serbestçe kullanabilmek için mutlaka gümrük idaresine beyan etmelidir. Aksi halde sadece fire tanımından kaynaklı bir yanlış anlaşılmanın ağır mali müeyyidelere yol açması mümkündür. Mevzuat düzenlemelerinde ya da kapasite raporlarında yer alan veriler bir ortalama öngörüyü ifade ederler. İşleme faaliyetini tamamlayan firma kapatma talebinden önce detaylı bir üretim hesabı yaparak ve fiilen gerçekleşen verileri dikkate alarak yukarıdaki tanımlar doğrultusunda taahhüdünü yerine getirip getirmediğini ortaya koymalıdır. Aksi halde sonradan yapılan bir denetimde bu hususların tespiti cezai müeyyide ile sonuçlanacaktır. Yukarıda yaptığımız değerlendirmeler fire tanımının yanlış uygulanmasının örnekleridir. Yoksa mevzuatta tanımlandığı gibi bir kayıp söz konusu ise tabiki fire olarak ithal eşyası miktarından düşmek gerekir. Fire dediğimiz unsurun aslında fire değil de ikincil işlem görmüş ürün olduğunu tespit etmekle süreç tamam olmaz. Asıl işlem görmüş ürün, fire ve ikincil işlem görmüş ürün oran/miktarlarının gerçekleşene uygun olarak tespit edilip beyanı ise daha çetrefilli bir iştir. (Devamı Gelecek Sayımızda) Ticaret Başmüfettişi Yazarlar : 'MUSA ÜNAL'

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

VERGİ HUKUKU, TİCARET HUKUKU VE CEZA HUKUKU AÇISINDAN BELGE

I-GİRİŞ Vergi Usul Kanunu’nun 359. Maddesi çerçevesinde hüküm altına alınan suçların oluşması için bu suçlara konu olan belgelerin vergi hukuku, ticaret hukuku ve ceza hukuku merceğinde de incelenmesi